Türkiye’nin en yüksek dağı Ağrı Dağı’nın Hristiyan inancına göre önemi

Türkiye’nin en yüksek dağı olan Ağrı Dağı’nın Hristiyan inancındaki önemini biliyor muydunuz?


Osmanlı Türkçesinde “Aghur Dağı”, günümüz Türkçesinde “Büyük Ağrı Dağı”, Ermenicede “Ararat” dağı olarak bilinen Ağrı dağı, 5.137 metre yüksekliğiyle Türkiye’nin en yüksek dağıdır.

Ülkenin en doğusunda Ağrı’nın Doğubayazıt ilçesinin yüksek yaylalarında yer alan dağın zirvesi sürekli olarak karlarla kaplıdır ve zirveye “Atatürk zirvesi” adı verilmiştir.

Kuzey’de Ermeni sınırına 32 km, Güneydoğu’da ise İran sınırına 16 km mesafedeki dağın zirvesinden 11 km uzaklıkta, 3.896 metre yüksekliğinde Küçükağrı Dağı da bulunmaktadır.

Oluşumu 1,5 milyon yıl öncesine dayanan Ağrı Dağı farklı erüptif aşamalarda tekrarlanan lav birikiminden meydana gelmiştir. Üç farklı tektonik plaka arasında yer aldığı için, dağın yoğun olarak depremlere maruz kalan bir bölgede bulunduğunu bilmek gerekir. Florası seyrek otlaklardan oluşur ve huş, gürgen ve ardıç gibi bazı agaç türlerine ev sahipliği yapmaktadır. Florası sayesinde kuş cinsinden gri keklik ile yabani koyun cinsinden batılı muflon gibi bazı yabani hayvanlarla karşılaşmak mümkündür.

Hıristiyan inancına göre, Ağrı Dağı, ünlü “Nuh gemisi” hikayesi için kutsal bir yerdir. Eski Ahit veya Tevrat’ta: “Yedinci ayda, ayın on yedinci gününde, gemi Ararat dağları üzerine oturdu.” yazar.

“Ararat anormalliği”nin (buz üzerinde karanlık ve bulanık nokta) fark edildiği alanda çeşitli keşifler yapılmıştır. Bazı araştırmacılar bu keşiflerin geminin bir parçası olduğunu idda etmekte, bazıları ise kesin kanıt eksikliğinden keşfin geçersizliğini savunmaktadır.  Hristiyan inancının aksine, Kuran’ı Kerim’de Nuh’un gemisinin “Cudi’ye oturduğu” belirtilmektedir.

Aynı zamanda, Nuh hikayesinin kutsal boyutu da dikkate alındığında, Erivan’dan görülebilen ve “Massis Dağı” adını taşıyan bu dağ, Ermenistan’da güçlü bir ulusal sembol olmaya devam etmektedir.

Türkiye Cumhuriyeti öncesi geçmişi incelediğimizde, Ağrı Dağı, 1828 yılından 1918 yılına kadar Rusların hakimiyetinde kalmış; 1918 yılında ise, Ermenistan Cumhuriyeti, Brest-Litovsk Antlaşması gereğince, Ağrı Dağı’nı da içeren toprakların sahibi olmuştur.

Ancak bu el değiştirmeler fazla sürmeden, Türkiye, 1921 yılında Ağrı ilini fethetmiş ve Lenin ile Mustafa Kemal Atatürk arasında Kars Antlaşması imzalanmıştır.

Daha önce ikinci sınıf askeri bölge olan bu dağ, 2001 yılında turizme kazandırıldı. Ancak dağa tırmanışı gerçekleştirmek için Doğubayazıt vilayetinden izin almak gerekiyor. Ağrı dağına ulaşım, kötü hava koşullarında güçleştiği için, dağa yaz aylarında tavsiye ediliyor.

Son olarak, bu dağ, “Ağrı dağı eteğinde” adlı şarkıya, “Ağrı dağı” başlıklı birçok şiire ve “Ağrı dağı Efsanesi”ne konu olmuş ve yüceliğiyle Türk kültüründe çok önemli bir yer edinmiştir.

Que pensez-vous de cet article ?

11



NEWSLETTER

Inscrivez-vous pour suivre toute notre actualité.

RÉAGISSEZ

Poster un Commentaire

Soyez le premier à commenter !

Me notifier des
avatar
wpDiscuz

RÉSEAUX SOCIAUX