Kız isteme merasimlerinin olmazsa olmazı tuzlu kahvenin hikayesi

Müstakbel eşinizin size ikram ettiği tuzlu kahvenin ne anlama geldiğini biliyor musunuz?


Tuzlu kahve, merasimlerinin olmazsa olmazı. Eski zamanlardan bu yana, bu gelenek farklı anlamlar içeriyor.

Herhalde hepimiz tarafından en çok tanınanı, gelin adayının damadın onu ne kadar sevdiğini ölçmek için mutfakta pişirdiği kahveye tuz veya acı biber koyması. Bu sembolik hareketle gelin adayı damadın ona sevgisini ve bağlığını ölçerken, damat da tuzlu veya acı kahveyi korkusuzca içerek geline onu ne kadar sevdiğini ve onun için tıpkı tuzlu kahve gibi her türlü zorluğa göğüs gereceğini kanıtlamış oluyor. Tabii ki bunun en büyük kanıtı, damadın içtiği kahveyi tükürmemesi ve tadı her ne kadar tiksindirici de olsa bunu keyifle içmesi.

Eski zamanlarda ise bu geleneğin pek bilinmeyen daha başka ve en az ilki kadar anlamlı bir hikayesi vardı. Gelin ve damat adayı ilk kez görücü usulü kız isteme töreninde bir araya gelir ve birbirlerini ilk kez bu şekilde görürlerdi. Eğer gelin ve ailesi, damat adayını beğenirlerse, gelin damat için şekerli hatta yanında tatlı da bulunan bir kahve hazırlardı. Bunun anlamı, hem gelinin hem de ailesinin damat adayını beğenmesiydi. Öte yandan, gelin, damat adayını hiç beğenmediyse, kahvesine şeker yerine tuz koyarak ona sessiz bir şekilde hislerini belli etmiş olurdu. Böylece, gelin ve damadın bir arada görüşüp konuşma fırsatının olmadığı bu dönemlerde, tuzlu kahve geleneği sayesinde adaylar birbirlerine sessizce önemli mesajlar gönderirlerdi. Tabii ki tuzlu kahveyi içen damat adayı, gelinin kendisini beğenmediğini anlayınca, ailesiyle kızın evini terk ederdi.

Son olarak, tuzlu kahve, ayrıca, tarihi bir aşka damgasını vurmuştur. Sultan II. Abdülhamid’in son senelerinde vefat eden , çok sevdiği ’ı annesiyle istemeye gittiğinde, hissettiği heyecandan dolayı pişirdiği kahveye şeker koymak isterken yanlışlıkla tuz koyar. , yapılan yanlışı anlayıp Refika Hanım’ı mahçup etmemek için, bunun ne kadar da hoş bir tesadüf olduğunu çünkü asker kökenli biri olarak kahveyi tuzlu içmeye alışık olduğunu söyler. Tabii ki bu sadece sevdiği kadını utandırmamak için söylediği pembe bir yalandan ibarettir. ’in sözlerine inanan Refika Hanım ise tam 50 yıl boyunca eşine tuzlu kahve hazırlar ve ’de hiç sevmese de tuzlu kahveyi içerek yalanı devam ettirir. Öte yandan, ölmeden önce vasiyetnamesinde eşine yazdığı mektubunda şunları söyler:

“Sevgili Semahatçığım, sizinle tam 50 sene devam eden bu mes’ud izdivacımız, tuzlu kahve ile başladı. Aslında hayatımda o ana kadar hiç tuzlu kahve içmemiştim. Zaten İçilecek gibi de değildi. Siz 50 sene boyunca her gün bana, hoşuma gittiğini zannederek tuzlu kahve yaptınız. Bu kahvenin her yudumu zehir gibi acıydı. Fakat bu azabı size hiç hissettirmedim. Zira, karşımda mahcub bir hale düşmeniz, kalbinizin kırılması bana, tuzlu kahveden daha acı gelecekti. Bu yüzden size hiçbir şey hissettirmedim. Artık ahiret yolculuğu başlıyor. İnşaallah dünya hayatındaki beraberliğimiz Cennet’te de devam eder. Çünkü, ‘Dünyada kimi seviyorsanız, ahirette de beraber olursunuz.’ sözü hadis-i şerifdir. Sizleri Alalhü Teâlâ’ya emanet ediyorum.”

Bu güzel aşk hikayesinde, 50 yıllık eş haline dönüşmüş damat adayı hayatı boyunca tuzlu kahve içerek sevdiği kadına aşkını en güzel şekilde kanıtlamıştır.

Osman Fevzi Bey’in hikayesi her ne kadar masalsı da olsa, bütün damat adaylarının şekerli kahveler içmesi ve çiftlerin hayatlarının hep tatlı geçmesi dileğiyle…

Bu yazı hakkında ne düşünüyorsunuz?

2211



NEWSLETTER

Inscrivez-vous pour suivre toute notre actualité.

YORUM YAPIN

Poster un Commentaire

Soyez le premier à commenter !

Me notifier des
avatar
wpDiscuz

SOSYAL MEDYA

  • Red'Action