Vatanseverlik, fırsatçılık ve dolar hegemonyası…

FİKİR YAZISI - Şu son günlerde Türk lirasının dolar ve avro karşısında hızla değer kaybedişiyle milletçe zor zamanlar geçiriyoruz. Aslında bu kriz dönemini bir avantaja çevirmek ve kendimize doğru soruları sormak önemli; ancak milletçe bunu henüz başarıp başaramadığımız tartışılır. Dolar hegemonyası bir milletin kaderi mi yoksa buna bile isteye teslim oluşu mudur ?

Öznur Küçüker Sirene


Dolar kurunun hızla yükseldiği bu son aylarda hükümetin eski ekonomik istikrara kavuşmak için sarf ettiği çabalar karşısında Türk milletinin de ekonomik çalkantılara verdiği tepkiler oldukça dikkat çekici. Siz de biliyorsunuz ki Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan piyasalarında yaşanan aşırı yükselişe karşı vatandaşlara bir çağrıda bulunmuş, yastık altındaki ve altınların çıkarılarak ’na dönüştürülmesini istemişti.

Bazı vatandaşlar bu çağrıya kulak vererek döviz ve altınlarını bozdurmuş, hatta duyarlı esnaflar dolar bozduran vatandaşlara ücretsiz hizmet vermişlerdi. Burada dikkat çeken nokta, bu kişilerin çoğunlukla halktan, orta sınıftan gelmesi ve her fırsatta hükümete dil uzatan, kendini “elit” olarak niteleyen kesimin ise bu çağrıya pek de kulak asmamış olmasıydı.

Yeşil doları yakan vatandaşların biraz da reklam kokan videoları da sosyal medyalarda hızla yayılırken bir de ülkenin diğer bir kesimi var ki onlar da her krizde olduğu gibi iflasları, paraya sıkışmaları, ekonomik istikrarsızlığı “fırsata” çevirmek için dört gözle bekleyen akbabalar.

Bunun ilk ve en önemli örneği, döviz kurlarındaki artışı bahane ederek anormal oranlarda zam yapanlar oldu. Ancak bu fırsatçıların hevesleri, Ticaret Bakanlığı’nın 81 ilde üç koldan denetimleriyle kursaklarında kaldı. Yapılan denetimler neticesinde bazı temel ürün gruplarında normalin üzerinde fiyat artışları gözlemlenirken söz konusu uygulamalarla ilgili gerekli idari işlemler de başlatıldı.

Tabii ki fırsatçılar bununla sınırlı değil. Bunu fark etmek için ’deki temel emlak alım-satım sitelerine bir göz atmanız yeterli. Ülkenin döviz artışı karşısında bu kadar sıkıntı çektiği bu günlerde, evini, arabasını, malını, dolar, avro cinsinden satan ve kiralayan vatandaşların sayısı bir hayli yüksek. Öyle ki İstanbul’un incisi Bağdat Caddesi’nde dolar cinsinden kira ödeyen dükkanların çoğu kepenklerini kapatmış durumda.

Fırsatçılıktaki skandalların en yeni örneği ise Halkbank’ta yaşandı. Halkbank’ın internet sitesinden Cuma gecesi piyasa fiyatından ucuza dolar ve avro satıldı. Olay gecenin geç bir saatinde gerçekleşmesine ve sadece “yarım saat” sürmesine rağmen, Halkbank Genel Müdürü Osman Arslan’ın açıklamalarına göre tam “1763 müşteri 4,6 milyon dolarlık işlem gerçekleştirdi”. Yarım saatte nasıl elde edildiği hala anlaşılamayan bu haksız gelir de fırsatçıları çok uzun süre mutlu edemedi. Arslan, işlemin yapıldığı hesaplara bloke konulduğunu, bankanın ise herhangi bir zararının olmadığını aktardı.

Birkaç gün önce Irak ve İran, aralarındaki ticari işlemlerden doları çıkardıklarını açıkladılar. Türkiye, Rusya ve hatta diğer gelişmekte olan ülkelerin de dolar hegemonyasından kurtulmak için aynı taktiğe başvurmaları bekleniyor.

Öte yandan Amerikan mallarının çokça tüketildiği, vatansever görünümlü fırsatçıların bol bol kol gezdiği ülkede dolar hegemonyasının yakın zamanda sona ermesi biraz zor gözüküyor.

Belki de bir ülkenin gerçekten batmasına ve yabancı para birimlerine bağımlı kalmasına neden olacak tek şey, doların kurunun giderek yükselmesi değil, bir milletin ulusal değerlerinin çöküşüdür…

Bu yazı hakkında ne düşünüyorsunuz?

3



NEWSLETTER

Inscrivez-vous pour suivre toute notre actualité.

YORUM YAPIN

Poster un Commentaire

Soyez le premier à commenter !

Me notifier des
avatar
wpDiscuz

SOSYAL MEDYA

  • Red'Action