Plevne Savunması : büyük bir kahramanlık ve düşmanlar arasında saygı hikayesi

FİKİR YAZISI - Türk tarihinde 93 harbi olarak da bilinen 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı, on dokuzuncu yüzyılın ve Osmanlı İmparatorluğu’nun son savaşlarından biridir. Bu savaştan Türk toplumunun hafızasında çok önemli biri kalmıştır: Gazi Osman Paşa. Kahraman paşanın hatırası, hala çeşitli semt, lise ve stadyum isimlerinde ve de herkesin en sevdiği ezgilerden biri olan Plevne Marşı’nda yaşamaya devam etmektedir.

Hugues Vincent


Savaşlar, yıkıcı ve trajik yönlerinin yanında, insanların ve toplumların kimliğini oluşturur. Günümüz devletlerinin çoğu, kazandıkları veya kaybettikleri bir savaş sonucunda oluşmuştur.

1877-1878 sırasında yaşanmış veya olarak da bilinen tarihi ve sembolik olay, Türk toplumun hafızasında hala tazedir.

Söz konusu savaşın yaşandığı tarihlerde, Fransızca dilinin Avrupa’da en yaygın olarak  kullanılan dil olması nedeniyle, tarihi olay hakkında bu dilde çok sayıda kaynak bulunabilmektedir.

Bu savaşta akıllarda kalan, savaşı kazanan veya kaybeden taraftan ziyade, bir savaşta onur ve saygı kavramlarının ne derece önemli bir rol oynayabileceğidir. Zaten tuhaf olan durum da, Osman Paşa’nın Plevne Savunması’nı başarıyla sonuçlandıramamış ve Osmanlı İmparatorluğu’nun sonuç olarak savaşı kaybetmiş olmasıdır. Peki nasıl oluyor da savaşı kaybetmiş tarihi bir şahısa hala bu kadar saygı gösterilebiliyor?

Günümüzde sadece “başarı”ya odaklanmış ve bu konuda saptantılı toplumlarda, böyle bir durum düşünülemez bile !

Osman Paşa’ya gösterilen saygının açıklamalarından biri de “savaş” kavramına bakış açısıdır. Bugün yaşanan silahlı çatışmaları incelediğimizde, etik ve ahlak kavramlarının tamamen yok olduğunu, onlarca masum sivil halkın katledildiğini ve nedensizce kan akıtıldığını gözlemliyoruz. Oysa ki Plevne Savunması sırasındaki ve sonrasındaki gelişmeler günümüzde yaşanan savaşlardan çok farklı.

Osman Paşa’nın arkasında bıraktığı iz

Kahraman

Osman Paşa’nın arkasında bıraktığı izi incelemeden önce, katıldığı savaşın sebeplerinden bahsedelim: Rus Çarı II. Aleksandr, Osmanlı İmparatorluğu’nda mazlum olarak gördüğü Hristiyanların yardımına koşmak için Romanya üzerinden Osmanlı topraklarına girip savaş başlatmıştır. Ordusuna bir nutuk esnasında, Çar şöyle buyurmuştur: “Osmanlı Padişahı’yla bütün görüşmelere rağmen, Bâb-i Âli’nin diretmesi nedeniyle, daha kararlı bir tavır sergilemeye karar verdik.”

Savaşın büyük bir kısmı Batı Trakya’da yaşanmıştır. Savaş esnasında akıllara kazınan en önemli olay ise, Osman Paşa’nın giriştiği destansı Plevne Savunması’dır. Rus askerleri tarafından kuşatılan Osman Paşa, bugün Bulgaristan sınırları içinde bulunan Plevne şehrinde 145 günlük amansız bir savunma başlatmış ve bütün zorluklara rağmen ölüm pahasına vazifesini gerçekleştirmiştir.

Bütün kahramanlığına rağmen, kuşatmayı yarmak amacıyla giriştiği huruç hareketi sırasında şehir çıkışında yaralanmış ve esir düşmüştür.

(Video : Gazi Osman Paşa’nın kahramanlığını konu alan meşhur Plevne Marşı)

Savaş esnasında şiddet kullanımının sınırlanması

Bu savaş hakkında bilgi toplamak istediğiniz zaman karşınıza çıkacak kaynaklarda sizi en çok şaşırtacak olay, kuşkusuz düşman askerlerin birbirlerine ne kadar saygılı davranmış olduğudur. Oysa ki modern savaşlarda ilk gözümüze çarpan, kin, hınç ve nefret duygularının yoğunluğudur. Buradaki amacımız tabii ki eski savaşları müdafa etmek değil çünkü bütün savaşlar şiddetin en üst düzeyde yaşandığı olaylardır. Ayrıca, bu yazıda incelediğimiz, savaşın nedenleri, hangi tarafın haklı olup olmadığı da değil. Burada ön plana çıkarmak istediğimiz, askerlerin düşman karşısında takındığı tavırdır.

Örneğin gönüllü Rumen bir asker, hatıralarında, ateşkes esnasında iki düşman ordunun askerlerinin birbirlerine nasıl baktıklarını yazmıştır: “İki aydır cephede saklanıp tüfekle savaşan bu insanlar birbirlerine merakla bakıyorlar. Bakışlarında ne nefret ne de öfkeden bir iz var.”

Bu sözlerden de anlaşıldığı üzere, söz konusu savaşta şiddet gayet sınırlı bir şekilde ifade edilmiştir. Savaşın amacı rakibi yok etmek değil, sadece kimin daha güçlü ve işinin ehli olduğunu kanıtlamaktır.

Günümüzdeki savaşlar ise, birer vahşet araçlarıdır. Artık savaşlar rakiplerin karşılıklı olarak gerçekleştirdikleri rekabetten ziyade, havadan yönetilen füzeler, bombalarla yaşanırken, sivil toplumu, şehirleri yok ediyor. Sonuç: yok olan onlarca masum insan ve daha önce hiç tanık olunmamış bir zulüm…

Plevne Kuşatması

Modern silahlar savaş kavramını temelden sarstı

sırasında günümüzdeki teknolojiye sahip silahlar henüz mevcut değildi. Savaş esnasında savaş topu, tüfek ve tabanca gibi araçlar giderek yayılmasına rağmen, askerler tarafından kılıç daha çok kullanılmıştı. Şunu da belirtelim ki tüfek, savaşta bir devrimdir. Uzaktan bir kişiyi öldürebilme düşüncesi toplumlar tarafından ilk başta vahşi bir fikir olarak algılanmıştır.

İşte bu nedenledir ki savaş esnasında Rumen bir asker, en çok korktuğunun uzun mesafeden görünmez olması nedeniyle kurşun olduğunu belirtmiştir. Kılıçla askerler doğrudan karşılaşır ve çatışırlar ; bu da savaş kavramına farklı bir boyut kazandırır.

Oysa ki bilim ve teknolojiye paralel olarak gelişmiş savaş araçları, savaşın insani boyutunu tamamen ortadan kaldırmıştır.

Yenilenen düşmana gösterilen saygı

Son olarak Plevne savunmasının en dikkat çekici kısmını inceleyelim. Ruslar tarafından Plevne’ye 10 Aralık 1877 tarihinde düzenlenen son hücumdan sonra, Osman Paşa ve emrindeki askerler esir düşmüştür.

Rus Çarı ’ın huzuruna çıkarılan yaralı Osman Paşa

Esir düştükten sonra, Osman Paşa, Rus Çarı II. Aleksandr’ın huzuruna çıkarılmış ve burada hiç beklenmeyen gelişmeler yaşanmıştır. Yaralı paşayı bizzat teselli eden Çar, kendisine teslimiyet sembolü olan kılıcını iade etmiş; hatta üstüne bir de kendisine kahramanlığını takdir amacıyla çifte kartal nişan vermiştir. 1. Dünya Savaşı’ndan sonra düşmana böyle bir saygı gösterildiğine bir kez daha şahit olduk mu ?

Osman Paşa, Plevne Savunması’nı başarıyla tamamlayamamış olmasına rağmen, destansı kahramanlığı nedeniyle, İstanbul’a geldiğinde (12-13 Mart 1878) adına muhteşem bir tören düzenlenmiş ve II. Abdülhamid tarafından kendisine “Gazi” unvanı verilmiştir.

Plevne Savunması, Osman Paşa’nın kahramanlığı sayesinde, Osmanlı ve dünya tarihine geçmiş en önemli savunmalardan biridir. Osmanlı ordusu yenilmesine rağmen bu savaşta bütün askeri dehasını sergilemiş ve Gazi Osman Paşa’nın savaş taktikleri, düşman askerlerin olduğu kadar dönemin bütün komutanlarının da takdirini toplamıştır.

Bu yazı hakkında ne düşünüyorsunuz?

821



NEWSLETTER

Inscrivez-vous pour suivre toute notre actualité.

YORUM YAPIN

Poster un Commentaire

Soyez le premier à commenter !

Me notifier des
avatar
wpDiscuz

SOSYAL MEDYA

  • Red'Action