Devrik liderlerden sonra devrilemeyen lider : Recep Tayyip Erdoğan

FİKİR YAZISI - Erdoğan, 16 senedir Türk halkının belli bir kesimi de başta olmak üzere dünyanın her bir yanından türlü eleştirilere, yargılamalara ve hatta saldırılara maruz kalmış ancak bütün bu yoğun çabalara rağmen devrilememiştir. Peki onu diktatör olarak anılan Saddam’dan, Kaddafi’den ayıran en önemli özellikler nelerdir ? Nasıl oluyor da Erdoğan bunca yıldır şahsına açılmış bu kirli savaşta devrik değil de devrilemeyen lider statüsüne erişmiştir ?

Öznur Küçüker Sirene


Yıkılan Saddam heykeli

9 Nisan 2003’te askerlerinin Bağdat’taki o devasa Saddam Hüseyin heykelini yıktıkları an kuşkusuz hala hepinizin aklındadır. O zamanlar Irak halkı bu heykelin yıkılmasını yardımıyla ülkelerinin diktatörlük rejiminden kurtulması olarak algılamış ve kutlamıştı.

Bu tarihi olaydan tam 15 sene sonra, hala ekonomik ve siyasi bir istikrara kavuşamamış ülkede, heykelin yıkılmasına yardımcı olmuş Iraklı bir vatandaş “imkanım olsa heykeli yeniden dikerdim” itirafında bulundu. Ancak iş işten çoktan geçmişti. Türlü hilelerle dış güçlerin boyunduruğu altına geçen ülkede artık özgürlük neredeyse bir ütopyaydı.

Bütün bunlardan ders almamış Libya halkı da 20 Ekim 2011’de 42 yıllık liderleri Muammer Kaddafi’yi de aynı şekilde linç ederek öldürmüş, ABD ve NATO’nun kışkırtmalarıyla Kaddafi’nin devrilmesine aracılık eden halk, yıllar sonra onun gidişiyle bozulan istikrara büyük özlem duyduğunu itiraf etmişti.

Tarih tekerrürden ibarettir derler ya bazı Türk vatandaşları da çevrelerindeki ülkelerde olup bitenleri henüz tam olarak algılayamamış olacaklar ki halk sevdalısı liderleri ancak Batı tarafından işlerine gelmediği için “diktatör” olarak ilan edilen Recep Tayyip Erdoğan’ı da 16 senedir baştan indirmek için türlü oyunlara başvuruyorlar.

’yi de kaosa sürükleyip zenginliklerinden faydalanmak için can atan Batılılardan “demokrasi”lerini kurtarmak için yardım isteyen, bu tarihten nasibini alamamış vatandaşlar, adeta ülkelerinin dış güçlerin boyunduruğuna geçmesi için vatanlarını onlara altın tepside sunuyorlar.
Ancak nasıl oluyor da bunca olaydan sonra Erdoğan onlarca senedir yılmadan, yıkılmadan, bir kez daha ve her zaman daha güçlü olarak sahneye geri dönüyor ? Çünkü o bir devrik değil devrilemeyen lider ve bunu açıklayan temel sebepler var.

Komplo ve kumpaslara boyun eğmeyen bir halk sevdalısı

Hapse attırdılar, partisini kapatmaya yeltendiler, Gezi parkı olaylarında halkı ayaklandırdılar ve en sonunda bir darbeye bile teşebbüs ettiler. Demokrasi ve insan hakları özlemi maskesi altında çoğu terör örgütü yanlısı veya faiz lobisi provokatörü olan bu karanlık güçlerin heryerde olduğu gibi Türkiye’de amacı aynı : iktidarı ve zenginlikleri belli bir zümrenin elinde toplamak, halkı siyasi güçten soyutlamak, ekonomiyi zayıflatarak Erdoğan’ı gözden düşürmek ve sonunda devirmek.

Gezi Parkı olaylarında türlü provokasyonlar yaşanmıştır.

Olmadı. Kuşkusuz Erdoğan’ın da tekrar etmeyi çok sevdiği biz söz gibi : “Ne yapsalar boş, göklerden gelen bir karar vardır”.

Erdoğan’ın belki de diğer devrik liderlerden en temel farkı iktidara geldiği ilk günden beri halkın ona sığınması ve güvenmesiydi. Bu güven bağı hemen oluşmadı. Halk ona güvendikçe, Erdoğan halkı hayal kırıklığına uğratmadı. Mega projeler ve güçlenen sosyal hizmetlerle gittikçe ilerleyen yeni Türkiye’de halk önce Başbakanı’na sonra Cumhurbaşkanı’na büyük bir minnetle bağlanmıştı.

Artık oyunlara gelmeyeceğini defalarca kanıtlamış kahraman , 15 Temmuz darbe teşebbüsü gecesi de Erdoğan ve ülkesi için sokaklardaydı.
Ve Erdoğan halkın da desteği ve inancıyla her devrilmek istendiğinde daha da güçlü olarak sahneye çıktı.

Sadece T.C. Cumhurbaşkanı değil, bir

Erdoğan’ın neden devrilemediğinin bir diğer sebebi de popülaritesinin ve gücünün artık Türkiye Cumhuriyeti sınırlarını çoktan aşmış olmasıydı.
Her seferinde dünyada söz sahibi olmuş Osmanlı İmparatorluğu’nun bir torunu olduğunu ifade etmekten çekinmeyen Erdoğan, “dünya beşten büyüktür” diyerek Türkiye Cumhuriyeti’ni de uluslararası arenada sözü dinlenir bir ülke haline getirdi.

Filistin sorunundan, Rohingya Müslümanlarına, Suriyeli mültecilerden, İdlib’deki halkın can güvenliğine kadar bütün dünyayı ilgilendiren ancak herkesin sessiz kalmayı tercih ettiği konularda Erdoğan sesini yükselten nadir liderlerden biri oldu. Öyle ki bazı siyonist Arap ülkeleri haricindeki İslam dünyasında Erdoğan adeta Müslümanların lideri haline geldi.

Dünyanın her bir köşesinde gerçekleştirdiği her resmi ziyaretinde Erdoğan büyük bir ilgi ve sevgi seli ile karşılanmaktadır.

Aynı zamanda, gittikçe aralarındaki bağlar zayıflamaya başlayan Avrupa Birliği ülkeleri ve ABD karşısında Çin, Rusya, İran, Katar ve daha nice ülkelerle kurduğu güçlü ilişkilerle, Erdoğan, Batı ve Amerika hegemonyasının hüküm sürdüğü dünya düzenine meydan okumaya başlayarak dünyada başka dengelerin de kurulabileceğini kanıtladı.

Bu durumda Erdoğan’ın devrilmesi, sadece Türkleri değil, bütün dünyayı ilgilendirecek bir mesele olacaktır.

Ekonomik savaş : Türk lirası’nın değer kaybı ve Erdoğan’ın dolara meydan okuyuşu

Herkes 16 senedir Erdoğan’ın Türkiye’deki en büyük eserinin ekonomik olduğu konusunda hemfikirdir. Bu durumda Erdoğan’ı devirmenin de en iyi formülü bu eseri yıkmak değil midir ?

PKK’nın Suriye kolu YPG / PYD’ye Suriye’de verdiği desteklerle tanınan ABD, dalga geçer gibi FETÖ ile bağları ortaya çıkan ve Türkiye’de tutuklanmış Amerikalı bir pastör yüzünden NATO ortağına tamamen sırtını dönmüş ve yaptırımlar uygulamıştır. Bununla da kalmayıp Türk Lirası’na açılan savaşta, Erdoğan’a “fazla da ileriye gitme yoksa senin sonun bizim elimizden olur” mesajı verilmiştir.

Ancak darbe gecesi F-16’lardan bile korkmayan Erdoğan, kuşkusuz ABD’nin tehditlerinden hiç korkmayacaktır. Artık Erdoğan’ın gücü öylesine büyüktür ki, uluslararası ticarette dolar egemenliğine son vermek amacıyla, Rusya, İran ve Çin başta olmak üzere tüm ülkelerle yerel paralarla ticaretin imkanlarını zorlamaya karar vermiştir.

Artık ABD dünyadaki tek söz sahibi ülke değildir.

Şaşırtıcı bir şekilde, ABD’nin bu zorba tavrı karşısında, ülkelerinden bile Erdoğan’a destek çıkmıştır. Bunun nedeni kuşkusuz ülkelerinin gerçekten Türk halkını düşünmesi değil, Türkiye’de yaşanacak olası bir ekonomik ve siyasi krizin bir domino etkisiyle kendilerine de yayılacağından korkmalarıdır. İthalat ve ihracatta, terörle mücadelede, mülteci krizinde ’nin çok önemli bir ortağı olan Türkiye’deki istikrarsızlık, bütün Avrupa’yı terör saldırılarına, mülteci akınlarına, ekonomik krizlere ve her türlü güvenlik sorununa karşı savunmasız hale getirecektir.

Türk Lirası’ndaki bütün bu çalkantılara rağmen kalkınmasına son hız devam eden ülkede ABD ile Menbiç konusunda bile restleşilerek terörle savaş konusunda asla geri adım atılmayacağı da net bir şekilde dünyaya ilan edilmiştir.

Özet olarak 15 Temmuz’da darbecilere teslim olmamış olan Erdoğan, ABD’nin tehditlerine hiç teslim olmayacaktır. Zaten ABD de Türkiye’ye onca ülkeden verilen destek sonrasında artık dünyanın tek sahibi gibi hareket edemeyeceğinin bir kez daha farkına varmıştır.

Dünyaya seslenen lider : sosyal medyanın gücü

Hitap konusunda en büyük ustalara taş çıkartabilecek yetenekte olan Erdoğan, güçlü iletişim ve haberleşme ekibiyle de günümüz teknolojilerini büyük bir ustalıkla kullanıyor. 15 Temmuz’da dünyada eşi benzeri görülmemiş bir şekilde halkı FaceTime’den sokağa çıkmaya davet etmiş lider, sosyal medya platformu Twitter’da 2018’in en çok takip edilen liderler listesinde 13 milyonun üzerinde takipçi sayısıyla 4. sırada yer aldı.

Erdoğan’ın 15 Temmuz gecesi FaceTime’dan halka seslenişi dünya basınına damgasını vurmuştur.


Sadece bu rakam bile Erdoğan’ın dünyadaki gücünün bir göstergesidir. 193 ülkede 7,5 milyardan fazla insanın yaşadığı dünyada halk ve uzmanlar tarafından en çok takip edilen liderler arasında 4. sırada yer almak sadece Erdoğan’ın değil 16 senede geliştirerek bir model haline getirdiği Türkiye’nin de bir başarısıdır.

Erdoğan ve güçlü ekibi, sosyal medyalarda sadece Türkçe değil, İngilizce, Arapça ve diğer dillerden de dünyaya hitap ederek Türkiye’nin uluslararası arenadaki rolünü güçlendirmektedir.

Ülkede giderek artan turist sayısı, yabancı basının (çoğu zaman kötü niyetten olumsuz da olsa) Türkiye gündemine gösterdiği yoğun ilgi, Erdoğan konusunda her dilde ve her ülkede çıkan polemikler bu başarının bir göstergesidir.

Tabii ki hepimizin de bildiği gibi her başarılı insan göze batar, kıskanılır ve eleştirilir. Erdoğan da tam da bu nedenle hedef tahtasına oturtulmuştur. Öte yandan, Erdoğan’a dünyanın her bir köşesinden gösterilen yoğun ilgi, sevgi, saygı ve destek de artık onun kolay kolay devrilemeyeceğinin bir işarettir.

Sonuç olarak, Türkiye’nin yerini dünya haritasından göstermekten bile aciz milyonlarca kişi, bugün Erdoğan sayesinde Türkiye ile ilgilenir ve Türk halkını sever olmuştur. Gerek Müslüman gerek Türk dünyasıyla güçlendirilen bağlar, AB ve ABD karşısında takınılan zayıf değil de güçlü ve kararlı tavır, halkın desteğini arkasına alarak ülkeyi kalkındırmak için atılan emin adımlarla Erdoğan sadece Türklerin değil dünya halklarının da gönlüne taht kurmuştur. Kuşkusuz Erdoğan’ın da bütün liderler gibi eleştirilecek yanları vardır ama kanımca onun zaten en güçlü olduğu nokta, sürekli kendisini sorgulayarak ilerletmesi, zamanın koşullarına ayak uydurmasını bilerek vizyonlarından asla vazgeçmemesi, cesareti, kararlılığı ve herşeyden önemlisi Allah’a, Türk halkına ve vatanına sonsuz inancıdır.

Bu yazı hakkında ne düşünüyorsunuz?

9



NEWSLETTER

Inscrivez-vous pour suivre toute notre actualité.

YORUM YAPIN

Poster un Commentaire

Soyez le premier à commenter !

Me notifier des
avatar
wpDiscuz

SOSYAL MEDYA

  • Red'Action